Dalak ameliyatı zor bir ameliyat mıdır?

Her ameliyat zordur, eğer o ameliyatı siz oluyorsanız. Dalak ameliyatının zorluğu hangi nedenle yapıldığına ve nasıl yapıldığına göre değişir. Örneğin, ITP (immün trombositopenik purpura) nedeniyle küçük bir dalak bütünüyle çıkartılacaksa çok zor bir ameliyat değildir. Buna karşın, dalak kisti nedeniyle leğen kemiğine uzanacak ölçüde büyümüş bir dalağın çıkartılması zor olabilir. Ne olursa olsun, bu konuda tecrübeli olan cerrahlar için dalak ameliyatı zor bir ameliyat değildir. 

 

Açık, kapalı, kansız, laparoskopik, tek kesiden, robotik yöntem; hangisi daha iyi?

Bu tekniklerin herbiri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi "Tedaviler" başlığı altındaki "Laparoskopik Cerrahi" ve "Robotik Cerrahi" bölümünden edinebilirsiniz.

Dalak ameliyatları için henüz altın standart kabul edilen bir yöntem yoktur. Bununla birlikte, dünyadaki çoğu cerrah dalak ameliyatlarını kapalı yöntemle yapmayı tercih eder. Ancak çok büyük dalaklar için laparoskopik cerrahi mümkün olmayabilir.

Şimdi gelin bir kar-zarar hesabı yapalım. Ameliyat gerekçesi ITP yani anormal işlev gördüğü için çıkartılacak diyelim. Dolayısıyla, dalakta bir tümör veya kist yok ve dalağın bütünüyle patolojik incelemeye gönderilmesini gerektirecek bir gerekçe yok. O zaman dalak pekala parçalar halinde çıkartılabilir. Bu amaçla kapalı ameliyat sırasında karnın içine steril bir torba atılır. Dalak bu torbanın içine koyulur. Torbanın içinde dalak küçük parçalara ayrılır ve torbadan küçük parçalar halinde çıkartılır. Bu şekilde çok büyük bir dalak bile 10 mm'lik delikten çıkartılabilir. Bu durumda kapalı cerrahi bariz bir avantaja sahip olur.

Şimdi de farklı bir senaryo üzerinden konuşalım. Dalak, bir tümör nedeniyle çıkartılacak ve dolayısıyla tek parça halinde, parçalanmadan çıkartılması gerekiyor. O zaman yapılacak kesinin boyutuna bakmak gerekir. Eğer dalağı çıkartmak için 10 santimetrelik bir kesi yapılacaksa, kapalı yöntemin avantajları ortadan kalkabilir.

 

Dalak ameliyatında kapalı yöntemi üstün kılan nedir?

Aslında bu noktada esas belirleyici en az 8-9 santimetrelik, sıklıkla karın kaslarının bazılarını kesmeyi gerektiren bir kesi yerine en büyüğü 1 santimetre olan üç veya dört kesiden ameliyatın yapılmasıdır. Bunun bir sonucu olarak da kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda;

 

Tüm dalak ameliyatları kapalı yöntemle başlanıp, kapalı yöntemle tamamlanır mı?

Hayır. Şimdi de size madalyonun diğer yüzünden bahsedeyim. Sizin “Ben dalak ameliyatımı kapalı yöntemle olmak istiyorum” demeniz veya hekimizin “Dalak ameliyatınızı kapalı yöntemle yapacağım” demesi her zaman yeterli değildir. Birincisi, bazı hastalar teknik veya tıbbi nedenlerden dolayı kapalı yöntem için uygun adaylar olmayabilirler. Örneğin, daha önce çok sayıda veya büyük karın ameliyatı geçirmiş olan kişilerde karın içinde yaygın yapışıklıklar meydana gelebildiği ve karın içindeki normal anatomi bozulduğu için kapalı yöntem teknik açıdan sıkıntılı ve hatta imkansız olabilir.

İkincisi, kapalı yöntemle ameliyata başlansa da, ameliyat sırasında ortaya çıkan tıbbi, cerrahi veya teknik nedenlerle açık yönteme dönülmesi gerekebilir. Söz konusu dalak ameliyatı olduğunda bunun en sık nedeni beklenmedik ve ciddi bir kanamanın meydana gelmesidir. Bu durumda cerrah acilen açık ameliyata geçmeye karar verebilir.

Ancak, gerek kapalı ameliyat için uygun olmama kriterleri gerekse kapalı ameliyatta açık yönteme geçme kriterleri sorumlu cerrahın tecrübesi ve kurumun olanakları ile değişiklik gösterir. Diğer bir deyişle, ileri düzey laparoskopik cerrahi becerisi ve dalak ameliyatları konusunda yoğun deneyimi olan cerrahlar, tıbbi (yoğun bakım ünitesi, deneyimli ekip, vs.) ve teknik (gelişmiş laparoskopik cihazlar, vs.) donanımı üst düzey olan kurumlarda dalak ameliyatlarının neredeyse tamamını kapalı yöntemle başlayıp, kapalı yöntemle tamamlarlar. 

 

Bir dalak ameliyatının süreçleri nelerdir?

Her ameliyat için ortak süreçler şunlardır: Hastanın ameliyathaneye indirilme süreci, ameliyat öncesi hazırlıkların yapılma süreci, anestezi (narkoz) süreci, cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç, hastanın uyandırılma süreci, derlenme süreci, hastanın yeniden yatağına veya yoğun bakım ünitesine alınma süreci.

Öncelikle servis hemşiresi tarafından size ameliyathane için uygun giysiler giydirilir. Yine servis hemşiresi eşliğinde yatağınızla ameliyathane indirilirsiniz. Bu aşamada, Anestezi hekimleri sizi kabul ederek gerekli hazırlıklara başlarlar. Damardan ilaç verilmesi için kullanılan kanül takılarak (eğer daha önceden takılmamış ise) endişenizi ve heyacanınızı bastıracak sakinleştirici bazı ilaçlar uygulanır. Daha sonra ameliyathane masasına alınırsınız. Burada gerekli hazırlıkları takiben, Anestezi hekimi sizi tamamen uyutacak ilaçlar uygular. Bilincinizin kapanmasını takiben de, ağzınızdan soluk borunuza anestezi yani narkoz gazlarının verileceği tüp yerleştirilir. Anestezik gazların akciğere verilmesi ile tam bir anestezi hali (bilinç tamamen kapalı, ağrı hissi yok, kaslar tamamen hareketsiz) oluşturulur. İşte bu aşamadan sonra cerrah devreye girer.

Cerrahi işlemlere başlamadan önce karın bölgesi, memebaşından kasığa dek, antiseptik (mikrop öldürücü) solüsyonla temizlenerek ameliyat bölgesi zararlı mikroplardan arındırılır. Antiseptik solüsyon olarak sıklıkla povidon iyot veya klorheksidin kullanılır. Aynı zamanda, Anestezi hekimi tarafından, ameliyatın ve hastanın özelliklerine uygun olarak, damardan da uygun antibiyotik uygulanır. Alan temizliğinin ardından steril örtülerle ameliyat sahası sınırlandırılır; diğer bir deyişle, ameliyatın gerçekleşeceği alanlar dışındaki vücut alanları steril örtülerle örtülerek ameliyat sırasında ameliyat alanına mikropların geçişi engellenir.

Açık yöntemle yapılan dalak ameliyatı için genellikle iki tip kesiden biri tercih edilir: karnın sol üst kısmında yapılan yatay ve eğik bir kesi veya karnın üst kısmında tam orta hat üzerinde yapılan dikey bir kesi. Karnın içine girildikten sonra dalak bulunur. Dalağın damarları bağlanır ve kesilir. Daha sonra dalak yapışık olduğu dokulardan ayrılarak çıkartılır. Son olarak da, karın kesisi uygun olarak kapatılarak ameliyata son verilir.

Buna karşın, laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılan dalak ameliyatının aşamaları daha farklıdır. Hastanın sırtüstü yattığı açık ameliyattan farklı olarak, laparoskopik ameliyatlarda hasta sağ omzunun üzerine yatacak şekilde yan çevrilir. Böylece hem diğer organlar ameliyat sahasından uzaklaşır hem de dalak daha ulaşılabilir bir alan gelir. Tüm laparoskopik ameliyatlarda olduğu gibi, laparoskopik dalak ameliyatının başlangıç aşamasını da karnın şişirilmesi oluşturur. Bunun için karında yapılan bir kesiden özel aletler vasıtasıyla karnın içine karbondiyoksit gazı verilir. Böylece karın duvarı çadırlaşır ve cerrahın karnın içinde çalışabilmesi için yeterli boş alan oluşur. Klasik laparoskopik dalak ameliyatında karında toplam dört tane küçük kesi (genellikle iki tane 10 mm’lik ve iki tane 5 mm’lik kesi)  yapılır. Buna karşın, tek kesiden yapılan laparoskopik (SILS, incision laparoscopic surgery) dalak ameliyatında ise 15-20 mm’lik bir kesi yapılır ve tüm cerrahi aletler bu kesiden girilir. Hem klasik hem de tek kesiden yapılan laparoskopik ameliyatlar aynı zamanda robotik olarak da gerçekleştirilebilir. Karın şirildikten sonra, öncelikle kamera girilir. Günümüzde laparoskopik ameliyatlarda kullanılan kamera sistemlerinin çoğu yüksek çözünürlükte görüntü sağlamaktadır. Cerrah kameradan elde ettiği görüntü eşliğinde diğer laparoskopik aletleri kullanır ve ameliyatı gerçekleştirir. Açık cerrahiden farklı olarak, dalak damarları ya kliplerle ya da stapler adı verilen cihazla kapatılırlar. Ameliyat bitiminde dalak farklı yerlerden ve farklı şekilde çıkartılabilir. Eğer dalağın parçalanmasında bir sorun yoksa, steril bir torba içinde parçalanarak 10 mm’lik kesilerin birinden dışarı çıkartılır. Eğer parçalanmadan tek parça halinde çıkartılması gerekiyorsa, ya 10 mm'lik kesi genişletilir ya da yeni bir kesi yapılır.

Gerek açık gerekse kapalı ameliyatta bazı durumlarda karnın içine “dren” adı verilen bir tüp yerleştirilmesi gerekli olabilir. Dren yerleştirilmesindeki amaç, ameliyat sonrasında sızabilecek kan gibi sıvıların karın dışına alınması ve böylece bu sıvıların karın içinde birikmesini önlemektir. Ameliyat sonunda kesiler kapatılarak ameliyata son verilir.

Ameliyat bitiminde hasta uyandırılır. Kendine gelene dek derlenme bölümü adı verilen alanda tutulur. Anestezi hekimleri hastanın yatağına çıkabileceğine karar verince de hasta odasına alınır.

Kaç tip dalak ameliyatı vardır?

Dört farklı dalak ameliyatı tipi mevcuttur. Bunlardan birincisi, ameliyat eğer bir kist için yapılıyorsa, kistin duvarının dalak dokusu dışında kalan kısmının çıkartılması şeklinde yapılan “kısmi kistektomi” veya “fenestrasyon” işlemidir. Dolayısıyla, bu işlem sonucunda kistin dalak dokusu içinde kalan kısmı geride bırakılır. Bu işlem genellikle basit veya doğumsal kistler için ve nadiren de hidatik kistler için uygulanır. İkinci bir ameliyat tipi ise, sadece kütlenin çıkartılması şeklinde olandır. Katı ve kistik bir kütle bir miktar sağlam çevre doku ile birlikte çıkartılır. Üçüncü ameliyat tipi ise “kısmi splenektomi” adı verilen ve dalağın sadece bir kısmının çıkartılmasını tanımlayan ameliyattır. Dalağın damarları dalağa girmeden hemen önce dallanırlar. Bu dallanmanın meydana geldiği noktanın ilerisinde çıkartılacak kısma giden dallar bağlanır. Böylece dalağın çıkartılacak kısmının hem kanlanması durur hem de  sınırları belirgin hale gelir. Bu aşamadan sonra da dalağın ilgili kısmı çıkartılır. Dördüncü ve en sık tercih edilen yöntem “splenektomi” yani dalağın bütünüyle çıkartılmasıdır.

İlk üç ameliyat tipinin uygulanmasındaki temel amaç dalak dokusunu korumak ve böylece dalağın olmaması sonucu ortaya çıkabilecek sorunları önlemektir. Ancak dalak çok iyi kanlanan, tıpkı karaciğer gibi, adeta kan ile dolu bir sünger gibi bir organdır. Dolayısıyla, dalak dokusu kesildiğinde ciddi kanamalar ortaya çıkabilir. Ayrıca, dalak damarlarının dalağa yakın bir alanda çıplaklaştırılması ve tek tek ortaya konulması belirgin deneyim ve beceri gerektirir. Bu nedenlerden dolayı ikinci ve üçüncü ameliyat tipleri nadiren tercih edilir.

 

Dalak ameliyatında çıkartılan dalağa ne yapılır?

Tek parça veya parçalar halinde çıkartılan dalak içinde özel bir solüsyon bulunan bir kaba konulur. Bu kap içinde dalak patoloji bölümüne yönlendirilir. Zaten, temel bir kural olarak, cerrahi yolla çıkartılan her doku patolojik incelemeye gönderilir. Patoloji bölümünde bu parçalar incelemeye alınır ve hastalığın nihai tanısı konur.

 

Dalak ameliyatı ne kadar sürer?

Daha önce bahsettiğim üzere, her ameliyatın belli aşamaları vardır: Hastanın ameliyathaneye indirilme süreci, ameliyat öncesi hazırlıkların yapılma süreci, anestezi (narkoz) süreci, cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç, hastanın uyandırılma süreci, derlenme süreci, hastanın yeniden yatağına alınma süreci. Bu süreçlerin herbiri hastadan hastaya ve ameliyattan ameliyata farklılık gösterir. Ancak, bu süreçler içinde belki de en değişken olanı cerrahi işlemlerin yapıldığı süreçtir; zira, dalak ameliyatında bu süreç 15 dakika gibi kısa bir zaman da alabilir, dört saat gibi uzun bir süre de. 

Sıkıntılı ve istisnai durumlar haricinde, kapalı yöntemle yapılan bir dalak ameliyatında cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç ortalama 30-45 dakika ve toplam süreç 90 dakika civarındadır. Ancak, yukarıda da belirttiğim üzere, ortalamadan sapmalar sıkça meydana gelir. Ek olarak, hastanın ameliyathanede kaldığı sürenin verilen  bu ortalama sürelerin üstüne çıkması mutlaka ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. 

 

Dalak ameliyatından sonra çok iz kalır mı?

Ameliyattan sonra ne kadar iz kalacağını belirleyen hastaya ait ve işleme ait birçok unsur vardır. Hastanın alışkanlıkları, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve bünyesel özellikleri gibi unsurlar yara iyileşmesini olumsuz yönde etkileyebilir. İşleme ait unsurlar arasında en önemlileri ameliyatın hangi yöntemle yapıldığı ve enfeksiyon gelişip gelişmediğidir. Örneğin, açık yöntemle yapılan dalak ameliyatlarından sonra belirgin ölçüde daha büyük bir yara izi kalır.

 

Ameliyat sırasında ve sonrasında hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

Dalak ameliyatları sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek sorunlar üç ana başlıkta değerlendirilir:

Anestezi (narkoz) uygulamasına bağlı ortaya çıkabilecek sorunlar tüm anestezi alan hastalarda görülebilen sorunlardır. Bu konuda çok söz söylemek istemiyorum; zira, bunlar Anestezi hekimi tarafından size ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

Karın cerrahisi yapılan tüm hastalarda ortaya çıkabilecek genel sorunlar şunlardır:

Dalak ameliyatına yani splenektomiye özgü olan sorunlar ise şöyle özetlenebilir:

Kitabi bilgileri sıraladıktan sonra, şimdi de gelelim pratik uygulamada neler olduğuna. Yukarıda saydığım sorunların ortaya çıkma olasılığı oldukça düşük ve bunların ölümle sonuçlanma olasılığı ise ileri derecede düşüktür. Dalak ameliyatı sırasında ortaya çıkabilecek en can sıkıcı sorun kanamadır. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda eğer kanama kontrol altına alınamazsa, hızlıca açık cerrahiye geçmek gerekir.

Diğer bir can sıkıcı sorun da komşu organlarda meydana gelebilecek bir yaralanmadır. Bundan en çok nasibini alan mide ve pankreastır. Mide, özellikle dalak üst tarafında, dalağa sıkıca yapışıktır.  Pankreas kuyruğu dalağa komşudur ve hatta bazen dalak dokusuna yapışıktır. Dalak bu organlardan ayrılırken mide veya pankreas kuyruğu yaralanabilir. Eğer bu durum ameliyat sırasında fark edilip gerekli müdahale yapılmazsa, ameliyat sonrasında mide içeriği veya pankreas sıvısı karnın içine sızar. Bu da genellikle yerel veya yaygın bir enfeksiyon ile sonuçlanır. Acil ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir. Duruma göre tedavi endoskopik, radyolojik veya cerrahi olarak yapılır.

Dalak ameliyatı sonrasında en sık karşılaşılan sorun ise sol akciğerin alt kısımlarında ortaya çıkan “atelektazi” adı verilen durumdur. Atelektazi akciğerin sönmesi ve havalanmaması demektir. Bunun nedeni, dalak ameliyatı sırasında yapılan işlemler nedeniyle sol diyafram kasında geçici bir felç hali olması ve sol akciğer zarında sıvı birikmesidir. Ne olursa olsun, uygun önlemler ve düzenli solunum egzersizleri ile bu sorun çoğu zaman kolaylıkla çözümlenir.

 

Dalak ameliyatı olduğum gün beni hangi sıkıntılar bekliyor?

Anestezinin (narkozun) etkisinden çıktığınız zaman sizi normal yatağınıza alacaklar. Anestezi uzmanı ameliyat bitiminde size güçlü bir ağrı kesici uygulayacağı için bu işlemler sırasında ciddi bir ağrınız olmayacaktır. Daha sonra sorumlu hemşire size düzenli aralıklarla ağrı kesici, bulantı giderici, vb. ilaçlar uygulayacaktır. Ameliyat sırasında sürekli aynı pozisyonda durduğunuz için, özellikle de ameliyat uzun sürerse, bazı bölgelerinizde kas-kemik-eklem ağrıları olabilir ancak bunlar çok kısa sürer ve ağrı kesicilere çok iyi yanıt verirler. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlardan sonraki 24 saat çekilen sıkıntılar, en karamsar haliyle, grip gibi bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirken çektiğiniz sıkıntılar kadardır. Eğer ameliyatta her şey yolunda gitmişse, bulantısı olmadığı takdirde hasta ameliyattan 4-6 saat sonra sıvı gıdalar almaya başlayabilir. Açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra ise, ağrı biraz daha belirgin olabilir ancak ağrı kesicilere iyi yanıt verir. Yine, bağırsak hareketlerinin başlaması ve bulantı hissinin geçmesi açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra biraz daha vakit alır.

 

Dalak ameliyatından sonra ne zaman hareketlenebilirim?

Dalak ameliyatı laparoskopik (kapalı) yöntemle yapıldı ise, ameliyatın bitiminden 4-6 saat sonra gündelik zaruri ihtiyaçlarınızı (yürümek, yemek yemek, tuvalete gitmek) yerine getirebilirsiniz. Bu süre açık ameliyatlardan sonra biraz daha uzun sürebilir.

 

Dalak ameliyatından sonra ne zaman normal beslenmeye geçebilirim?

Aslında ameliyatın ertesi gününde dahi normal beslenmeye geçebilirsiniz. Dalak sindirim sistemi ile ilgili bir organ olmasa da, komşu olduğu sindirim sistemi organları ameliyattan etkilenebilir. Bazı kişilerde bu durum ciddi rahatsızlık yaratabilir. Bu sorun açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra daha belirgindir. Bu nedenle, en azından 48-72 saat boyunca ağır yemeklerden kaçınmanızı öneririm.

 

Dalak ameliyatından sonra ne zaman duş alabilirim?

Ameliyattan sonraki 48. saatin sonunda,  sorumlu hekim aksi yönde bir bilgi vermediği sürece, duş almaya da başlayabilirsiniz. Duş alırken yara yerlerine su değmesinde veya yara yerlerini sabunla nazikçe ovalamanızda herhangi bir sakınca yoktur ancak kese veya tırnak ile temizlik yapmamalısınız.

 

Dalak ameliyatı sonrasında taburculuğu takiben ne ile karşılaşırsam yeniden hastaneye başvurmalıyım?

Bu anlamda sizi uyarması gereken belirti ve şikayetleri hekiminiz taburculuk öncesi size anlatacaktır. Bunları şöyle özetleyebiliriz;

Bu liste daha da genişletilebilir ancak en sık görülen ve en ciddi olanları sıralamakla yetindim. Ben taburculuk sırasında bunları hastalarıma anlatmakla birlikte, iki önemli bilgiyi de ekliyorum. Birincisi, bunlar dışında da olsa sizi rahatsız eden en ufak bir sorunda bana danışın. İkincisi, bunlardan herhangi birinin varlığı mutlaka bir sorun olduğuna işaret etmez ancak olası sorunlar açısından daha erken davranmamızı sağlar.

 

Dalak ameliyatından sonra dikişlerimi ne zaman aldırmalıyım?

Eğer yara kendiliğinden eriyen iplerle dikildi ise, dikişleri aldırmanız gerekmez; zira; bu ipler ya dışarıdan görülmezler ya da görünüyorsalar dahi 10. gün civarı kendiliğinden düşerler. Eğer yara kendiliğinden erimeyen iplerle dikilmişse, dikişler genellikle ameliyattan sonraki 7.-10. günler arasında alınır. Dikişlerin ne zaman alınacağı konusunda sorumlu hekim farklı bir öneride bulunabilir. Örneğin, yaranın yeterli iyileşmediği durumlarda dikişleri daha geç alabilir veya apse oluşması halinde dikişleri daha erken alıp yarayı açık bırakabilir. Son olarak, bazı hastalar dikiş aldırmak için birkaç gün gecikince aşırı derecede endişelendiklerine şahit oluyorum. Bu yersiz bir endişe. Birkaç gün gecikme ile ciddi bir sorun oluşmaz. Ancak, bu süre uzadıkça kötü yara izi kalması ve dikiş hattında küçük apseler oluşması riski giderek artar.

 

Dalak ameliyatından sonra ne zaman normal hayatıma dönebilirim?

Laparoskopik ameliyatlardan sonra hafif fiziksel aktiviteler (yürüyüş, merdiven çıkma gibi) birinci haftanın sonunda rahatlıkla yapılabilir. Ancak, birinci ayın sonuna dek ağır fiziksel aktivitilerden (mekik çekme, ağırlık kaldırma gibi) uzak durmak gerekir.

Açık yöntemle yapılan ameliyattan sonra ise iyileşme ve normal yaşantıya dönüş süresi nispeten daha uzundur. Yara bölgesinde ağrıyı tetiklediği için günlük olağan faaliyetlere geçmek günler alabilir. Ancak, yarada sorunsuz iyileşme olsa dahi, ağır fiziksel aktivitelerden 3-6 ay süre ile uzak surmak gerekir.

 

Dalak ameliyatından sonra düzenli kontrol gerekli midir?

Eğer dalağınızın tamamı alındıysa mutlaka düzenli olarak yapmanız gereken tek şey aşı olmaktır. Dalak, bazı kapsüllü bakterilere (Neisseria Meningitidis, Haemophilus Influenza, Streptococcus Pneumonia) karşı savunmada kilit rol oynar. Dalak çıkartılınca bu mikroplara karşı vücut direnci düşer ve bu nedenle bu mikroplar ölümcül olabilecek düzeyde ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bunu önlemek amacıyla dalağı tamamen çıkartılmış olan kişiler özellikle bu mikroplara karşı düzenli olarak aşılanmalıdırlar.

Diğer açılardan takip gerekliliği dalak ameliyatının neden yapıldığına bağlıdır. Eğer ameliyat tümör nedeniyle yapılmışsa, kişinin yakın takip altında olması gerekir. Buna karşın, ameliyat nedeni ITP veya dalak yaralanması ise cerrahi açısından takip gerekli değildir.

 

ITP nedeniyle dalak ameliyatı oldum ama hastalığımda bir düzelme olmadı, neden?

Aksesuar dalağınız olabilir. Ne demektir aksesuar dalak? Halk diliyle, mini minnoş dalaklara aksesuar dalak denir. Aksesuar dalak, normal dalaktan tamamen bağımsız olan irili ufaklı dalakçıklardır. Bunlar sıklıkla gerçek dalağın çevresinde yerleşmekle birlikte, karnın içinde herhangi bir yerde olabilirler. Bazen çok işe yararlar, bazen de tam bir başbelası olurlar. Nasıl mı, anlatayım.

Eğer gerçek dalak çıkartılırsa, aksesuar dalak onun görevini devir alabilir ve kişi yaşamına dalağı varmış gibi devam edebilir. Bu durum dalak yaralanma, kist veya tümör nedeniyle çıkartılıyorsa harika olur. Ancak, dalak anormal düzeyde fazla çalıştığı için çıkartıldığı hastalıklarda (örneğin ITP yani immün tromsitopenik purpura) bu durum tedavide başarısızlık ile sonuçlanır. Bu nedenle dalak ITP nedeniyle çıkartılıyorsa, hem ameliyat öncesi incelemelerle hem de ameliyat sırasında yapılan manevralarla aksesuar dalak bulunup bulunmadığı aydınlatılmaya çalışılır ve bulunurlarsa ameliyatta mutlaka bunlar da çıkartılır. Eğer aksesuar dalak geride bırakılırsa, ITP hastaları tedaviden fayda görmeyebilir.

 

İnsan dalaksız yaşayabilir mi?

Evet. Dalak bağışıklık sistemi ve kan hücreleri ile ilgili önemli görevlere sahip olsa da, insan hayatı için olmazsa olmaz bir organ değildir. Çocuklarda dalak çok önemli bir rol oynar ve yaş ilerledikçe dalağın işlevleri nispeten azalır.

Dalağın kan akımındaki hücreleri süzüp temizlemesi ile ilgili işlevinin aksaması ciddi sorunlar yaratmaz; zira, diğer bazı organlar bu görevi üstlenebilir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, dalağın yokluğunda bazı bakterilere karşı savunma her zaman eksik kalır. Bu bakterilerin ortak özelliği kapsüllü olmalarıdır; bunlar arasında en önemli olan üç tanesi şunlardır: Neissera Meningitidis, Streptococcus Pneumonia (Pnömokoklar) ve Haemophilus influenza. Dalak yokluğunda ortaya çıkabilecek en ciddi sorun olan “OPSI (Overwhelming Post-Splenectomy Infection, Splenektomi Sonrası Ağır Enfeksiyon)” bu bakterilerin kontrolsüz enfeksiyonu sonucunda meydana gelir. OPSI çok ağır ve ölümcül bir durumdur. En sık dalağın çıkartılmasında sonraki iki sene içinde görülse de, hayat boyu azalsa da risk devam eder. Bu nedenle dalak planlı olarak çıkartılacaksa ameliyattan önce, eğer acil veya beklenmedik bir durumda çıkartıldıysa ameliyattan sonra bu bakterilere karşı aşılama yapılır. Kişi bundan sonraki tüm hayatı boyunca düzenli olarak bu aşıları olmalıdır.