Kist nedir?

İçi sıvı ile dolu olan anormal oluşumların tümüne kist adı verilir. Diğer bir deyişle, kist terimi anormal bir oluşumun içinin dokudan oluşmadığını, sıvıdan oluştuğunu ifade etmek için kullanılır. En basit haliyle, su ile dolu balon şeklinde olan anormal yapılarak kist denir diyebiliriz.

Bu aşamada, diğer bazı terimlerden de bahsetmek doğru olacaktır. “Komplike kist” terimi, kistin içinde enfeksiyon veya kanama gibi olaylar meydana geldiğini  yani kistin içinde ortalığın karıştığını ifade eder. “Kompleks kist” terimi ise, kistin duvarında veya içinde tümör açısından şüphe uyandıran oluşumların olduğunu anlatır. “Solit-kistik kütle” terimi, anormal bir oluşumun hem katı yani doku parçalarından oluşan hem de kist şeklinde olan kısımları olduğunda kullanılır.

 

Karaciğerde hangi tip kistler görülür?

Karaciğerde görülen kistler çoğu kitapta “parazitlere bağlı olanlar ve olmayanlar” şeklinde iki ana başlık altında değerlendirilir. Gerçekten de, Türkiye’nin de dahil olduğu bazı coğrafik bölgelerde karaciğer kistlerinin önemli bir kısmını hidatik kistler oluşturur. Hidatik kistler halk arasında “köpek kılı kisti” olarak bilinir ve etkeni bir parazittir.

Parazite bağlı olmayan kistler ise yine kendi aralarında ikiye ayrılabilirler: neoplastik (tümör niteliğinde) olanlar ve olmayanlar. Tümör niteliğinde yani neoplastik olmayan kistlerin büyük bir kısmını basit kistler ve kalıtımsal bozukluklara bağlı gelişen kistler oluşturur.

 

Karaciğerin neoplastik kisti ya da kistik tümörü nedir?

Neoplastik terimi tümör niteliğinde olmayı ifade eder. Karaciğerin neoplastik kistleri selim veya habis olabilirler. Bunlara kısaca “kistik tümörler” adı verilir.

Selim kistik tümörlerin bir kısmı kansere dönüşme riskine sahiptir. Habis kistik tümörler yani kistik kanserler ya doğrudan karaciğerin içindeki hücrelerden gelişirler ya da başka organlardaki kistik kanserlerin karaciğere yayılması sonucunda ortaya çıkarlar. 

 

Karaciğer kistleri hangi şikayetlere yol açar?

Günümüzde, görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması nedeniyle, karaciğer kistleri sıklıkla kişilerde kiste bağlı hiçbir şikayet olmaksızın, diğer nedenlerle yaptırılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanırlar. Dolayısıyla, karaciğerin kistik tümörleri hiçbir şikayete yol açmayabilirler.

Karaciğerin kistik tümörlerinin en sık yol açtığı şikayet üst karın ağrısıdır. Ağrı farklı mekanizmalarla oluşabilir. Örneğin, karaciğer kistlerinin içindeki basınç yükselirse, kistin duvarındaki gerilime bağlı olarak karnın üst karında ağrı ortaya çıkabilir. Bu durum, genellikle, kistin içindeki sıvının artması veya kistin içine kanama olması sonucunda oluşur.

Karaciğerin kistik tümörleri bası etkisiyle de çeşitli şikayetlere yol açabilirler. Örneğin, büyük bir kist mideye baskı oluşturarak erken doymaya ve kusmaya neden olabilir. Yine, ana safra kanallarına yakın yerleşimli bir kist safra yollarına baskı yaparak safranın akmasını engelleyerek sarılığa yol açabilir.

 

Karaciğer kistlerinin teşhisinde hangi tetkikler kullanılır?

Laboratuvar tetkikleri karaciğer kistik tümörlerinin teşhisinde çok yardımcı değildirler. Ancak bu tip kistlerde tümör belirteçlerinin sınırlı bir yeri olabilir.

Karaciğer kistlerinin teşhisinde günümüzde en sık kullanılan ve en etkili yöntemler radyolojik yöntemlerdir. Karaciğer kisti olan kişilerin önemli bir kısmı zaten, yukarıda bahsettiğim gibi, elinde bir tetkik sonucu ile gelirler. Örneğin, idrar yolları için çekilmiş bir ultrason veya akciğer şikayetleri için çekilmiş bir tomografide tesadüfen saptanan karaciğer kistleri oldukça sıktır.

Karaciğer kistlerinin teşhisi için ilk basamak tetkik ultrasondur. Gerçekten de ultrason karaciğer kistlerinin değerlendirilmesi için mükemmel bir araçtır. Hemen her sağlık kuruluşunda bulunması, kolay uygulanması, hiçbir yan etkisinin olmaması, radyasyon riski olmaması ve ucuz olmasının yanında karaciğer kistlerinin değerlendirilmesinde oldukça da güvenilir bir yöntemdir. Ayrıca, tedavi yapılsın veya yapılmasın, karaciğer kistlerinin takibinde de çok değerlidir.

Tomografi, karaciğer kistlerinin teşhisinden ziyade, tedavisini planlamada tercih edilen bir yöntemdir. Tomografi sayesinde kistin çevresi ile olan ilişkileri değerlendirilerek, uygulanacak tedavinin şekli ve tedavi sırasında dikkat edilecek noktalar belirlenebilir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR), ultrasonun yetersiz kaldığı veya ultrasonda şüpheli bulguların görüldüğü hastalarda önemli bir yere sahiptir. Özellikle tümör niteliğinde olan karaciğer kistilerini ayırt etmede çok yardımcı olabilir. 

 

Karaciğerin neoplastik kistleri ne zaman ve nasıl tedavi edilir?

Neoplastik yani tümör niteliğinde olan hemen tüm kistler için cerrahi tedavi gereklidir. Hatta kistik tümör şüphesi dahi genellikle ameliyat gerekçesidir. Kistik tümörlerin bazıları selimdir ve kansere dönüşme riski taşımazlar. Bu durumda tedavi yerine takip edilmeleri uygun olabilir. Ancak, kistik tümörler arasında bu ayrımı yapmak genellikle mümkün olmadığı için hepsi suçlu kabul edilir. Yine, ameliyatın kabul edilemez ölçüde riskli olduğu hastalarda ameliyat zaten bir seçenek olmaktan çıkar.

Karaciğerin kistik tümörleri içinde en sık karşılaşılan “biliyer kistadenom” adı verilen tümörlerdir. Bu kistik tümörler selim olsa dahi tedavi edilmelidirler çünkü kansere dönüşme riski taşırlar. Cerrahi tedavi onkolojik prensiplere yani kanser için yapılan cerrahi işlemlerin temel prensiplerine uygun olarak yapılır. Nedir bu prensipler? Tümör yırtılmadan, patlatılmadan tek parça olarak ve temiz sınırla çıkartılmalıdır. Geride sadece gözle görülebilir değil aynı zamanda mikroskopik tümör dokusu da kalmamalıdır. Bunun için tümör bir miktar sağlam çevre doku ile birlikte çıkartılır. Bazen bunu başarabilmek için karaciğerin kistik tümörü de içeren bir kısmının bütün halde çıkartılması gerekebilir.

 

Karaciğerin kistik tümörü tedavi sonrasında nasıl takip edilir?

Karaciğerin neoplastik kistleri yani kistik tümörlerinin ameliyat sonrası takibi elzemdir. Kist selim olsa dahi, aynı veya farklı bir alanda tekrarlama riski olduğu için belli aralıklarla takip edilmelidir. Genellikle selim kistik tümörler ameliyattan sonraki iki sene için her altı ayda bir, sonra senede bir ultrasonla takip edilirler. Eğer takip ultrasonlarında şüpheli bir bulgu görülürse, diğer görüntüleme yöntemlerinden (tomografi, MR) faydalanılır. Karaciğerin habis kistik tümörleri yani kistik kanserleri ise Tıbbi Onkoloji uzmanları ile birlikte takip edilir. Tüm kanser tiplerinde tedavi sonrası takip protokolü üç aşağı beş yukarı aynıdır. Önce üç aylık, sonra altı aylık, sonra da yıllık takiplere geçilir. Ancak, selim tümörlerden farklı olarak, kistik kanserler genellikle tomografi ile takip edilirler. Ayrıca, kanserin olası yayılımını tespit etmek için tomografi ile sadece karaciğer değil, birçok organ görüntülenir.

 

Karaciğer kistleri tedavi sonrasında tekrar edebilir mi?

Evet. Ancak, burada tekrarlamanın tam olarak ne olduğunu tanımlamak gerekir. Kistik tümörlerde ise durum oldukça farklıdır. Selim kistik tümörler tedavi edilmeden önceki yerlerinde tekrarlayabilirler. Bunun sebebi kistin tamamen çıkartılamamış olması veya tümörün içinde bir kanser odağı olması olabilir. Kistik kanserlerde ise tekrarlama riski daha yüksektir ve tekrarlayan kanser karaciğerin aynı veya farklı bir bölgesinde ya da farklı bir dokuda veya organda ortaya çıkabilir. Zaten bu nedenle kistik tümörler tedaviden sonra dahi yakından takip edilirler.

 

Son Söz

Karaciğerin kistik tümörleri oldukça nadirdir. Kansere dönüşme veya kanser barındırma olasılıklarından dolayı tedavi gerektirirler. Tek etkin tedavi seçeneği kistik tümörün cerrahi olarak bütünüyle çıkartılmasıdır.