Polip nedir?

Polip, içi boşluklu organların (burun delikleri, soluk borusu, yemek borusu, mide, bağırsaklar, safra yolları, vs.) içteki tabakasından organın boşluğuna doğru büyüyen tüm anormal doku çıkıntılarına verilen ortak isimdir. Diğer bir deyişle, içi boşluklu organların içteki tabakasında kaynaklanan çıkıntı tarzındaki tüm yapılara polip adı verilir. Dolayısıyla, polip terimi, büyüyen anormal dokunun selim veya habis olduğunu tanımlamaz ve sadece görsel bir tanımdır. Polipler farklı şekillerde görülebilirler: yüzeyden kabarık fakat düz, tepe şeklinde, mantar şeklinde, vs.

 

Safra kesesi polipi nedir?

Yukarıdaki tanıma uygun olarak, safra kesesi içinde safra kesesi duvarının iç yüzeyinden kaynaklanan ve boşluğa doğru çıkıntı şeklinde uzanan anormal doku parçasına safra kesesi polipi denir.

 

Safra kesesi polipleri ne sıklıkta görülür?

Safra kesesi poliplerinin toplumdaki sıklığı, belirgin farklılıklar göstermekle birlikte, %0.3-10 arasındadır.

 

Safra kesesi polipleri hangi şikayetlere yol açar?

Safra kesesi poliplerine özgü bir şikayet veya bulgu yoktur. Çoğu zaman, kişide herhangi bir şikayete yol açmazlar. Ancak, bazı polipler, özellikle safra kesesi kanalına yakın yerleşimli olanlar, safra kesesi kanalını tıkayarak safra taşı hastalığına benzer şikayetlere yol açabilirler. Ne olursa olsun, herhangi bir şikayetin safra kesesi poliplerine bağlı olduğuna kanaat getirebilmek için diğer tüm olası nedenler dışlanmalıdır çünkü safra kesesi poliplerinin belirgin bir şikayete yol açma olasılıkları ileri derecede düşüktür. 

 

Safra kesesi polipleri nasıl teşhis edilir?

Tanı yöntemlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte, günümüzde artık birçok hastalık eskiye kıyasla daha sık ve daha erken teşhis edilebilir hale gelmiştir. Şüphesiz, bu hastalıklarından biri de safra kesesi polipleridir. Safra kesesi polipleri, neredeyse hiçbir zaman safra kesesi polipi şüphesi ile istenen tetkikler sayesinde teşhis edilmez; zira, safra kesesi poliplerine özgü bir şikayet yoktur. Bu nedenle, ya safra taşlarına bağlı bir safra kesesi hastalığı düşünülerek veya karın içindeki diğer organlarla ilgili şikayetler nedeniyle veya tarama amacıyla istenen tetkikler sonucunda saptanırlar. Bahsi geçen durumlarda ilk basamak olarak tercih edilen yöntem ultrason olduğu için, bu kişiler genellikle ellerinde bir ultrason raporu ile gelirler. Gerçekten de, safra kesesi hastalıklarının teşhisinde ultrason oldukça güvenilir ve önemli bir yöntemdir.

Safra kesesi poliplerinin teşhisinde ve takibinde ultrason genellikle tek başına yeterlidir. Ancak, safra kesesi poliplerinin habis yani kanser olma şüphesi mevcut ise tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinden de faydalanmak gerekir.

Safra kesesi polipleri, başta safra taşı hastalığı olmak üzere, başka nedenlerle yapılan safra kesesi ameliyatını takiben yapılan patolojik incelemede de tesadüfen saptanabilirler.

 

Safra kesesi poliplerinin tipleri nelerdir?

Safra kesesi polipleri, neoplastik yani tümör niteliği taşıyan veya neoplastik olmayan tipte olabilir. Tümör niteliği taşıyanlara gerçek polip de denir. Bunlar da yine kendi içlerinde selim ve habis olanlar diye ikiye ayrılır. Selim olan neoplastik poliplerin büyük bir kısmı “adenom” tipindedir. Adenomların kansere dönüşme riski mevcuttur. Habis olan neoplastik poliplere ise safra kesesi kanseri adı verilir.

Safra kesesinin tümör niteliğinde olmayan poliplerine sahte polipler de denir. Bunlar gerçek poliplerden daha sıktırlar (tüm poliplerin yaklaşık %70'i). “Kolesterol polipleri (veya kolesterol kristalleri)” sadece neoplastik olmayan yani tümör niteliğinde olmayan polipler arasında değil aynı zamanda tüm safra kesesi polipleri arasında en sık görülen poliplerdir. Enflamatuvar (iltihabi olaylara bağlı) ve adenomiyomatöz hiperplazi (safra kesesi duvarındaki anomaliye bağlı) gibi daha nadir görülen ve tümör niteliğinde yani neoplastik olmayan safra kesesi polipi tipleri de mevcuttur. Neoplastik olmayan poliplerin kansere dönüştüğüne dair hiçbir bilgi yoktur.

Ne yazık ki, güncel tanı yöntemleri ile bir safra kesesi polipinin yukarıda bahsi geçen polip tiplerinden hangisi olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Bunu kesin olarak anlamanın tek yolu safra kesesini ameliyatla çıkartmak ve patolojik incelemeye göndermektir. Ancak, buna gerek kalmadan da bir safra kesesi polipinin neoplastik olup olmadığını ön görmeye yardımcı olabilecek bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Bunlardan ileride bahsedeceğim.

 

Safra kesesi polipleri mutlaka tedavi edilmeli midir?

Hayır. Ancak şu durumlarda safra kesesi poliplerinin tedavi edilmesi gerekliliği doğar:

Şimdi bunları kısaca açıklayayım. Herhangi bir şikayetin safra kesesi poliplerine bağlı olduğuna kanaat getirebilmek için diğer tüm olası nedenler dışlanmalıdır çünkü safra kesesi poliplerinin belirgin bir şikayete yol açma olasılıkları ileri derecede düşüktür. Üst karın ile ilgili şikayetleri olan bir kişinin ultrasonunda safra kesesi polipleri görülmesi bu şikayetlerin mutlaka safra kesesi poliplerine bağlı olduğunu göstermez. Öncelikle, bu şikayetlere yol açabilecek daha olası nedenlerin dışlanması gerekir. Eğer hiçbir neden bulunamıyorsa ve hastanın şikayetleri devam ediyorsa, hasta ile tüm olasılıklar konuşulup ameliyat önerilebilir.

Safra kesesi poliplerinde ameliyat kararı için en önemli neden kanser şüphesidir. Kanser şüphesi oluşturan bazı belirtiler, bulgular ve risk faktörleri tanımlanmıştır. Kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum.

Safra kesesi poliplerinde tehlike alarmı veren en önemli bulgu polipin boyutudur. Hemen tüm güncel kılavuzlar, 10 mm'den büyük poliplerin riskli kabul edilmesini ve ameliyat edilmesini önerirler. Bu noktada şunu belirtmek isterim: her 10 mm'den büyük safra kesesi polipi kanser olmadığı gibi, her 10 mm'den küçük safra kesesi polipi de selim değildir.  Toparlamak gerekirse, 10 mm'den küçük safra kesesi poliplerinde kanser riski sadece takibi gerektirecek kadar düşük, 10 mm'den büyük safra kesesi poliplerinde kanser riski ameliyatı gerektirecek ölçüde yüksektir. Şunu da eklemek isterim, son dönemde bazı merkezler, özellikle diğer risk faktörlerinden birini taşıyan kişilerde, bu eşiği 6 mm'ye kadar indirmiştir.

Safra kesesi polipinin boyutunda takip sürecinde ortaya çıkan değişiklikler de diğer bir önemli risk faktörüdür. Takibin hangi aralıklarla ve hangi yöntemle yapılacağı halen tartışmalıdır. Avrupa'daki çeşitli tıbbi derneklerin bir araya gelerek yayımladıkları 2017 tarihli (European Journal of Radiology) bir kılavuzda takip için şu öneriler sunulmuştur: Hiçbir risk faktörüne sahip olmayan ve 5 mm'den küçük polipi olan hastalarda senelik ultrason kontrolü; diğer tüm hastalar için 6. ayda ultrason ile kontrol, herhangi bir değişiklik yoksa senelik ultrason kontrolü. Peki takipte ne olursa anormal kabul edilir ve ameliyat önerilir? Takipte uygulanan kontrol ultrasonlarının herhangi birinde polip boyutu 10 mm'yi aşmışsa veya 2 mm'den fazla büyüme varsa, ameliyat önerilir. Ancak, daha önce de belirttiğim gibi, bunların hiçbiri için kesin bir kanıt yoktur ve hastaya göre değerlendirme yapılması gerekir.

Şüpheli görüntüleme bulguları da safra kesesi polipin tehlikeli olabileceği yönünde ipucu verebilir. Safra kesesi duvarının sadece bir bölgesinde kalınlaşma ve safra kesesinin lenfinin döküldüğü lenf bezlerinde büyüme gibi bulgular safra kesesi tümörleri için şüpheli bulgular olarak kabul edilir.

Safra kesesi poliplerinin sayısının önemi belirsizdir. Bazı araştırmacılar tek bir polipin kanser olma olasılığının çok sayıda olan poliplerden daha yüksek olduğunu iddia ederler. Ancak, şu an için elimizde bunu destekler yönde güçlü bir kanıt mevcut değildir. Bununla birlikte, bildiğimiz şudur ki çok sayıda olan safra kesesi poliplerinin çoğu kolesterol polipleridir.

Yine bazı araştırmacılar ileri yaşın da bir risk faktörü olduğun iddia ederler. Bunun için sınır olarak sunulan yaş ellidir. Ancak, bununla ilgili güçlü hiçbir kanıt yoktur.

Safra yollarında yaygın iltihaplanma ile seyreden bir hastalık olan primer sklerozan kolanjitte de safra yollarında kanser gelişme riski artmıştır. Ancak, bu durumun safra kesesi polipleri için de geçerli olup olmadığı tartışmalıdır. Ayrıca, safra kesesi ameliyatı bu hastalarda ciddi yan etkiler doğurabilir.

Safra kesesi poliplerinin safra taşları ile birlikte olduğu durumlarda kanser riskinin yükseldiğini iddia eden araştırmacılar mevcuttur ancak buna dair net hiçbir kanıt yoktur. Ancak, üç santimetreden büyük safra taşlarının safra kesesi kanseri ile birlikteliği konusunda giderek artan sayıda çalışmalar yayımlanmaktadır.

“Bu kadar sıkıntı yapmaya değer mi, polip görüyorsanız safra kesesini çıkartın, olsun bitsin,” diyebilirsiniz. Ancak, hiçbir şikayeti olmayan bir hastada tesadüfen saptanan bir safra kesesi polipi eğer sadece bir kolesterol polipi yani kansere dönüşme riski olmayan veya ciddi bir hastalığa yol açma riski çok düşük olan bir polip ise, yapılacak safra kesesi ameliyatı gereksiz olacaktır. Bir de bu ameliyat sırasında veya sonrasında bir sorun çıktığını düşünün, o zaman senaryo oldukça can sıkıcı hale gelebilir.

 

 

Son Söz

Safra kesesi polipleri toplumda çok da nadir değildir. Bunlar genellikle hiçbir şikayete yol açmazlar ve tesadüfen teşhis edilirler. Her safra kesesi polipi mutlaka tedavi gerektirmez. Tedavi için en önemli gerekçe polipin kanser öncüsü bir tümör veya kanser olduğu şüphesidir. Bu açıdan şüphe uyandıran en önemli ipucu polipin boyutudur.