Safra kesesi nedir?

Safra karaciğerde üretilir. Safra hem karaciğerde üretilen bazı maddelerin atılımını sağlar hem de hazma yardımcı olur. Özellikle yağlı besinlerin sindiriminde önemli rol oynar.

Karaciğerde üretilen safra, karaciğer içindeki küçük safra kanallarına akıtılır. Bu kanallar karaciğer içinde birleşerek daha büyük kanalları oluşturur. Karaciğer iki tarafından gelen safra kanalları, safra kesesi kanalı ile birleşerek ana safra kanalını oluştururlar. Safra kesesi, karaciğerde üretilen safra için geçici bir depo görevi görür. Safra kesesi, aynı zamanda, safranın kıvam kazanmasını da sağlar.

Ana safra kanalı, pankreas kanalı ile birlikte onikiparmak bağırsağının ikinci kısmına boşalır. Ana safra kanalı ile pankreas kanalı arasındaki bu yakın ilişkiden dolayı, safra taşları sadece safra yollarını değil aynı zamanda pankreas kanalını da tıkayabilirler.

 

Safra kesesi taşları nasıl oluşur?

Safra taşlarının oluşumuyla ilgili birçok sav öne sürülmüş ve bunlardan bir kısmı ispatlanmıştır. Safra taşlarının da farklı tipleri mevcuttur ve her tipteki taşın oluşum mekanizması birbirinden farklıdır. Kolesterol taşları hem ülkemizde hem de Batı ülkelerinde en sık görülen taş tipidir. Kolesterol taşları genellikle safra kompozisyonundaki bozukluklar sonucunda ortaya çıkarlar. Buna karşın, kalsiyum bilirubinat taşları genellikle safra yolu enfeksiyonları ile ilişkilidir ve Doğu ülkelerinde daha sıktır. Bazen safra taşları her iki tipin karışımı şeklinde de (mikst tipte taşlar) olabilirler.

 

Safra taşı ile safra taşı hastalığının farkı nedir?

Safra taşı varlığı ile safra taşı hastalığı arasındaki farkı anlamak önemlidir. Safra kesesi taşları kişide şikayetlere veya aşikar bir hastalığa (Bu hastalıklar, safra taşları ile ilişkili hastalıklar başlığı altında anlatılacaktır.) yol açtığı zaman safra taşı hastalığından söz edilir. Dolayısıyla, safra kesesinde taş bulunan her birey safra taşı hastalığına sahip değildir.

 

Safra kesesi taşları hangi şikayetlere yol açarlar?

Safra taşları ile ilişkili en sık şikayetler şişkinlik, karnın üst kısmında dolgunluk hissi ve karın ağrısıdır. Ağrı sıklıkla boşlukta ve karnın sağ üst kısmında hissedilir ve sağ kürek kemiğinin altına doğru yansıyabilir.

Safra taşı hastalığı, nadir olmayarak, ani başlayan bir tablo ile ortaya çıkabilir. Özellikle gece aniden uykudan kaldıran, şiddetli, boğucu bir karın ağrısı ile birlikte ateş ve sarılık gibi şikayetler oluşabilir.

 

Safra kesesi taşları ile ilişkili hastalıklar nelerdir?

Safra kesesindeki taşlar safra kesesi kanalını geçici veya kalıcı olarak tıkayabilir. Geçici tıkanıklıklarda hastalar “biliyer kolik” adı verilen şiddetli karın ağrısı ile başvururlar. Kalıcı tıkanıklıklarda ise “akut taşlı kolesistit” denilen ani safra kesesi iltihaplanması ortaya çıkar. Bu durumda, şiddetli karın ağrısına ek olarak, ateş gibi sistemik belirtiler de meydana gelir.

Safra kesesindeki taşlar, safra kesesi kanalından geçerek ana safra kanalına dökülebilirler. Bu durumda, ana safra kanalı kısmi veya tam olarak tıkanabilir. Benzer durum, safra kesesi alınmış kişilerde, ana safra kanalı içinde oluşan safra taşlarına bağlı da ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda, gizli veya aşikar sarılık meydana gelir. Tıkanıklık devam ederse, tüm safra yollarını içeren bir safra yolu iltihaplanması (akut kolanjit) oluşabilir. Akut kolanjit çok ciddi ve ölümcül olabilen bir hastalıktır.

Safra kesesinden ana safra kanalına dökülen taşlar, pankreas kanalını geçici veya kalıcı olarak tıkayabilir. Bu durumda, “akut pankreatit” denilen ani pankreas iltihaplanması duruma ortaya çıkabilir. Akut pankreatit de çok ciddi ve ölümcül olabilen bir hastalıktır.

Safra taşları ile ilişkili daha nadir rastlanılan hastalıklar arasında Mirizzi sendromu (safra kesesi taşının ana safra kanalını dışarıdan basarak tıkaması veya aşındırması), safra taşı ileusu (safra kesesi taşlarının bağırsağı aşındırarak kendilerine yol yapması ve bağırsağa geçerek burayı tıkaması) sayılabilir.

 

Safra kesesi taşlarının tanısında ve takibinde hangi yöntemler kullanılır?

Safra kesesi taşları ya ilgili şikayetler olması nedeniyle istenen tetkikler sonucunda ya da diğer bazı hastalıklar için yapılan incelemeler sonucunda teşhis edilirler. Bunlar genel olarak klinik (muayene), biyokimyasal (kan tetkikleri) ve radyolojik (ultrason, MR, tomografi) olarak sınıflandırılabilir.

Kan tetkikleri içinde en yaygın kullanılanlar karaciğer testleridir (AST, ALT, ALP, GGT, bilirubinler). Bunlar safra taşı olup olmadığını göstermekten ziyade, safra taşı hastalığını gösteren tetkiklerdir.

Ultrason, safra kesesi taşlarını saptamanın en kolay, en ucuz ve en etkili yöntemidir. Kişiye ciddi bir rahatsızlık vermediği gibi, radyasyon veya alerji riski de taşımaz. Yaygın olarak bulunduğundan ulaşımı da kolaydır. Ancak, ultrason ana safra kanalındaki taşlar aynı doğrulukla gösteremez. Bu nedenle, ana safra kanalında taş olduğundan şüphelenilen kişilerde MR veya tomografi tercih edilir.

 

Tesadüfen saptanan safra kesesi taşları ne demektir?

Tanı yöntemlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte, genel sağlık taraması amacıyla veya diğer bazı tıbbi sorunlar nedeniyle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen safra kesesi taşlarının saptanması durumu ile sık karşılaşılmaktadır. Örneğin, idrar yolu şikayetleri nedeniyle böbrek filmi istenen kişilerde filmde tesadüfen safra kesesi taşları saptanabilir. Kısacası, safra taşları ile ilgili olabilecek hiçbir şikayeti olmadığı veya daha önce safra taşları ile ilişkili hiçbir sorun yaşamadığı halde, başka nedenlerle yapılan incelemelerde saptanan safra kesesi taşlarına tesadüfen saptanan safra kesesi taşları adı verilir. Tesadüfen saptanan safra kesesi taşları ile safra taşı hastalığının tedavi şekilleri birbirinden farklıdır.

Yapılan büyük bilimsel çalışmalarda, tesadüfen saptanan safra kesesi taşları ile ilgili bazı bilgiler elde edilmiştir. Tesadüfen saptanan safra kesesi taşlarının bir kişide şikayete veya yukarında bahsi geçen safra taşları ile ilişkili hastalıklara yol açma olasılığı yıllık %3’ün altındadır. Tüm yaşam süresi için bu oran %20 civarındadır. Diğer bir deyişle, tesadüfen saptanan safra kesesi taşlarına sahip bireyler her seneyi %98’in üzerinde olasılıkla ve tüm hayatlarını %80 olasılıkla safra taşları ile ilgili hiçbir sorun yaşamayarak geçirecektir. Bu oranlara dayanarak güncel tıbbi kılavuzlar, tesadüfen saptanan safra kesesi taşlarında herhangi bir tedavi uygulamanın gerekli olmadığını belirtmişlerdir. Ancak, bazı durumlarda, tesadüfen saptanan safra kesesi taşlarında dahi tedavi gereksinimi doğar. Aşağıda belirtilen kişilerde bu tip bir gereksinim söz konusu olabilir:

Bu noktada iki konuyu vurgulamak gereklidir. Birincisi, safra kesesi taşlarının boyutları ve sayısı önemi çok küçüktür. Ancak, bazı bilimsel çalışmalarda 3 santimetre veya daha büyük taşların safra kesesi kanseri ile ilişkili olabileceği öne sürüldüğü için, ameliyat açısından ciddi riske sahip olmayan bireylere cerrahi tedavi önermek kabul edilebilir bir tutumdur.

İkincisi de, daha önceden belirtildiği üzere, safra kesesi dışındaki safra yollarının herhangi bir kısmında safra taşı tespit edilmesi, tesadüfen olsa dahi, mutlaka bir tedavi uygulanmasını gerektirir.

 

Safra taşı hastalığı nasıl tedavi edilir?

Sadece safra kesesinde taşların olduğu durumlarda en ideal tedavi safra kesesinin cerrahi yolla çıkartılmasıdır. Sadece safra taşlarının çıkartılması şeklinde bir tedavi seçeneği yoktur çünkü burada safra taşları bir neden değil, bir sonuçtur. Safra kesesi taşları anormal işlev yapan bir safra kesesinin ürünleridir. Dolayısıyla, sadece taşları çıkartmak hastalığı tedavi etmez ve hastalık kaynağı olan organın yerinde kalması ile sonuçlanır. Bu da, yeni safra taşlarının oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle, safra kesesi, içindeki taşlar ile birlikte, bütün olarak çıkartılır. Hastalığın ve hastanın durumuna göre ameliyat acil veya normal koşullarda yapılabilir.

Safra asidi içeren bazı ilaçlar safra taşlarını eritmek için kullanılabilir. Ancak, bu ilaçlar sadece bazı tip safra taşları için etkilidir ve kişilerde hangi tip safra taşı olduğunu net olarak bilmek mümkün değildir. Bu nedenle, safra taşlarında ilaç tedavisi ile başarı elde etme şansı %60’ı geçmez. Ayrıca, başarılı olunsa da, yeniden taş oluşma olasılığı yüksektir.

Böbrek taşlarında uygulanana benzer şekilde, safra kesesi taşlarında da taş kırma tedavisi uygulanmaktadır. Ancak, ilaç tedavisindeki gibi, başarı oranları düşüktür ve tekrar olasılıkları yüksektir.

Tüm dünyada ilaç tedavisi ve taş kırma tedavisi genellikle sadece ameliyat için tıbbi bir engele sahip olan kişilerde kullanılır.

Eğer safra kesesine ek olarak safra yollarının diğer kısımlarında da safra taşları mevcut ise, tedavi protokolü değişir. Ana safra kanalındaki taşlar endoskopik, radyolojik veya cerrahi yolla tedavi edilebilir. Endoskopik yöntemde, endoskopi ile safra yollarına ulaşılır ve özel cihazlarla safra yollarındaki taşlar temizlenir. Ancak, bu yöntem sadece ve sadece ana safra kanalındaki taşları temizler, safra kesesi içindeki taşları temizleyemez.

Endoskopik yolun kullanılamadığı veya başarılı olmadığı durumlarda, radyolojik olarak, ultrason eşliğinde safra yollarına girilerek taşlar aşağıya yani bağırsağa itilebilir. Ancak, bu yöntem endoskopik yönteme göre daha zor ve daha az etkili bir yöntemdir. Ana safra kanalında taşı olan ancak endoskopik veya radyolojik yöntemlerin mümkün veya başarılı olmadığı kişilerde açık veya kapalı yöntemle uygulanan ameliyatla bu taşlar temizlenebilir.

Safra kesesi ve safra yolu taşlarının tedavisi ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için lütfen “Tedaviler” başlığı altındaki ilgili bölümleri okuyunuz.

 

Son söz