Safra kesesi ameliyatı olacağım ama çok korkuyorum; haksız mıyım?

Kesinlikle haklısınız. Bundan daha doğal bir tepki olamaz. Boyutu ne olursa olsun, ameliyat olacak her insan bundan az ya da çok endişe duyar. Hele bir de bu konuyu ameliyatlarla ilgili kötü deneyimleri olan kişilerle konuştuysanız, çok daha endişeli hale gelmiş olabilirsiniz. Ama durun, bu kadar endişelenmeyin, bir de benden dinleyin neler olup biteceğini.

Eğer safra kesesi ameliyatı olmanız için tıbben açık ve net bir gerekçe mevcut ise içiniz rahat olsun çünkü siz keyfi veya basit bir nedenle değil, gayet ciddi bir hastalık nedeniyle ameliyat oluyorsunuz demektir. Safra taşına bağlı hafif veya orta düzeyde şikayetleri olan hastalar bu gerçeğin çok farkında olmasalar da, safra taşına bağlı ciddi bir atak geçiren hastalar olayın ciddiyetinin fazlasıyla farkındadırlar ve bir daha aynı tabloyu yaşamamak için her türlü tedavi için gönüllü olurlar.

Şimdi daha da rahatlayacaksınız çünkü safra kesesi ameliyatı olan hastaların çoğunluğu ameliyat dönemini şöyle anlatır:

“Bir sabah ameliyata girdim. Kapalı yani laparoskopik yöntemle safra kesemi aldılar. Narkozun etkisi geçip kendime geldiğimde odada kalkıp yürüdüm. Öğleden sonra sulu gıdalar almaya başladım ve hastane içinde dolaştım. Ciddi bir ağrım olmadı. Ertesi günün sabahı kendimi gayet iyi hissediyordum ve bu nedenle ilaçlarımı verip beni eve gönderdiler. Birkaç gün hafif şikayetlerim oldu ama birinci haftanın sonunda artık normal yaşantıma dönmüş durumdaydım.”

Dolayısıyla, iyimser düşünmeniz için hem tıbbi hem de istatistiksel açıdan yeterli gerekçeniz mevcuttur.

 

Açık, kapalı, kansız, laparoskopik, tek kesiden, robotik yöntem; hangisi daha iyi?

Açık, kapalı, kansız, laparoskopik, tek delikten, robotik gibi birçok terim var ve haliyle kafanız karıştı. Karışmasın. Ben size hepsinin ne olduğunu anlaşılabilir bir dille anlatacağım.

Açık yöntem karnın sağ-üst kısmında yapılan yatay bir kesi veya karnın ortasından yapılan dikey bir kesiden yapılan ameliyatlara verilen isimdir. Cerrah elleri ve klasik cerrahi aletlerle ameliyatı yapar.

Kapalı ameliyat, kansız ameliyat, lazerle ameliyat gibi terimler minimal invaziv cerrahi yöntemlerin halk arasında bilinen isimleridir. Karın ile ilgili ameliyatlarda uygulanan minimal invaziv cerrahiye “laparoskopik cerrahi” adı verilir. Laparoskopik ameliyatlarda cerrah ameliyat alanını doğrudan gözleri ile değil, karın içine girilen bir kamera vasıtasıyla görür. Laparoskopik yöntemlerle yapılan karın ameliyatlarının farkı, ameliyatın büyük bir kesiden değil, küçük kesiler (5-10 mm arasında) vasıtasıyla yapılmasıdır.

Klasik laparoskopik yöntemle yapılan safra kesesi ameliyatı iki adet 10 mm’lik ve iki adet 5 mm’lik kesiden yapılır. Buna karşın, tek kesiden yapılan laparoskopik laparoskopik (SILS, incision laparoscopic surgery) safra kesesi ameliyatında göbek içinde 15-20 mm uzunluğunda bir kesi yapılır ve tüm cerrahi aletler bu kesiden girilir. Robotik ameliyatlar ise cerrah tarafından yönetilen robotik kollar aracılığıyla gerçekleştirilir. Robotik safra kesesi ameliyatları hem klasik laparoskopik yönteme benzer kesilerden hem de tek kesiden yapılabilir.

Bilimsel veriler, safra kesesi ameliyatı söz konusu olduğunda, kapalı yöntemin açık yönteme göre bariz bir şekilde üstün olduğunu gösterir. Bu nedenle, safra kesesi ameliyatı için altın standart olarak kabul edilen kapalı yöntem gerek ülkemizde gerekse dünyada ilk ve en sık olarak tercih edilen cerrahi yöntem haline gelmiştir.

 

Safra kesesi ameliyatında kapalı yöntemi üstün kılan nedir?

Aslında bu noktada esas belirleyici en az 8-9 santimetrelik, sıklıkla karın kaslarının bazılarını kesmeyi gerektiren bir kesi yerine en büyüğü 1 santimetre olan üç veya dört kesiden ameliyatın yapılmasıdır. Bunun bir sonucu olarak da kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda;

 

Safra kesesi ameliyatı için kapalı yöntemler arasında en iyisi hangisidir?

Söz konusu safra kesesi ameliyatı olduğunda, mevcut bilgi ve deneyimlerle bunlardan biri daha üstün demek şu an için mümkün değildir. Klasik laparoskopik yöntem, tek kesiden yapılan laparoskopik yöntem ve robotik yöntemin farklı avantajları ve dezavantajları mevcuttur. Dolayısıyla, bu anlamda esas belirleyici hastanın beklentileridir. Bu nedenle, benim nacizane tavsiyem bu konuyu bizzat hekiminizle ayrıntılı olarak konuşmanızdır.

 

Tüm safra kesesi ameliyatları kapalı yöntemle başlanıp, kapalı yöntemle tamamlanır mı?

Hayır. Şimdi de size madalyonun diğer yüzünden bahsedeyim. Sizin “Ben safra kesesi ameliyatımı kapalı yöntemle olmak istiyorum.” demeniz veya hekimizin “Safra kesesi ameliyatınızı kapalı yöntemle yapacağım.” demesi her zaman yeterli değildir. Birincisi, bazı hastalar teknik veya tıbbi nedenlerden dolayı kapalı yöntem için uygun adaylar olmayabilirler. Örneğin, daha önce çok sayıda veya büyük karın ameliyatı geçirmiş olan kişilerde karın içinde yaygın yapışıklıklar meydana gelebildiği ve karın içindeki normal anatomi bozulduğu için kapalı yöntem teknik açıdan sıkıntılı ve hatta imkansız olabilir.

İkincisi, kapalı yöntemle ameliyata başlansa da, ameliyat sırasında ortaya çıkan tıbbi, cerrahi veya teknik nedenlerle açık yönteme dönülmesi gerekebilir. Örneğin, safra kesesi ameliyatı sırasında beklenmedik ve ciddi bir kanama ile karşılaştığında veya safra yolu yaralanması şüphesi doğduğunda sorumlu cerrah açık yönteme geçmeye karar verebilir.

Ancak, gerek kapalı ameliyat için uygun olmama kriterleri gerekse kapalı ameliyatta açık yönteme geçme kriterleri sorumlu cerrahın tecrübesi ve kurumun olanakları ile değişiklik gösterir. Diğer bir deyişle, ileri düzey laparoskopik cerrahi becerisi ve safra kesesi ameliyatları konusunda yoğun deneyimi olan cerrahlar, tıbbi (yoğun bakım ünitesi, deneyimli ekip, vs.) ve teknik (gelişmiş laparoskopik cihazlar, vs.) donanımı üst düzey olan kurumlarda safra kesesi ameliyatlarının neredeyse tamamına yakını kapalı yöntemle başlayıp, kapalı yöntemle tamamlarlar. 

 

Bir safra kesesi ameliyatının süreçleri nelerdir?

Her ameliyat için ortak süreçler şunlardır: Hastanın ameliyathaneye indirilme süreci, ameliyat öncesi hazırlıkların yapılma süreci, anestezi (narkoz) süreci, cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç, hastanın uyandırılma süreci, derlenme süreci, hastanın yeniden yatağına veya yoğun bakım ünitesine alınma süreci.

Öncelikle servis hemşiresi tarafından size ameliyathane için uygun giysiler giydirilir. Yine servis hemşiresi eşliğinde yatağınızla ameliyathane indirilirsiniz. Bu aşamada, Anestezi hekimleri sizi kabul ederek gerekli hazırlıklara başlarlar. Damardan ilaç verilmesi için kullanılan kanül takılarak (eğer daha önceden takılmamış ise) endişenizi ve heyacanınızı bastıracak sakinleştirici bazı ilaçlar uygulanır. Daha sonra ameliyathane masasına alınırsınız. Burada gerekli hazırlıkları takiben, Anestezi hekimi sizi tamamen uyutacak ilaçlar uygular. Bilincinizin kapanmasını takiben de, ağzınızdan soluk borunuza anestezi yani narkoz gazlarının verileceği tüp yerleştirilir. Anestezik gazların akciğere verilmesi ile tam bir anestezi hali (bilinç tamamen kapalı, ağrı hissi yok, kaslar tamamen hareketsiz) oluşturulur. İşte bu aşamadan sonra cerrah devreye girer.

Cerrahi işlemlere başlamadan önce karın bölgesi, memebaşından kasığa dek, antiseptik (mikrop öldürücü) solüsyonla temizlenerek ameliyat bölgesi zararlı mikroplardan arındırılır. Antiseptik solüsyon olarak sıklıkla povidon iyot veya klorheksidin kullanılır. Aynı zamanda, Anestezi hekimi tarafından, ameliyatın ve hastanın özelliklerine uygun olarak, damardan da uygun antibiyotik uygulanır. Alan temizliğinin ardından steril örtülerle ameliyat sahası sınırlandırılır; diğer bir deyişle, ameliyatın gerçekleşeceği alanlar dışındaki vücut alanları steril örtülerle örtülerek ameliyat sırasında ameliyat alanına mikropların geçişi engellenir.

Açık yöntemle yapılan safra kesesi ameliyatı için genellikle iki tip kesiden biri tercih edilir: karnın sağ üst kısmında yapılan yatay ve eğik bir kesi veya karnın üst kısmında tam orta hat üzerinde yapılan dikey bir kesi. Karnın içine girildikten sonra safra kesesi bulunur. Safra kesesinin kanalı ve damarı bulunur, bağlanır ve kesilir. Daha sonra safra kesesi yapışık olduğu karaciğerden ayrılarak çıkartılır. Son olarak da, karın kesisi uygun olarak kapatılarak ameliyata son verilir.

Buna karşın, laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılan safra kesesi ameliyatının aşamaları daha farklıdır. Tüm laparoskopik ameliyatlarda olduğu gibi, laparoskopik safra kesesi ameliyatının başlangıç aşamasını da karnın şişirilmesi oluşturur. Bunun için karında yapılan bir kesiden özel aletler vasıtasıyla karnın içine karbondiyoksit gazı verilir. Böylece karın duvarı çadırlaşır ve cerrahın karnın içinde çalışabilmesi için yeterli boş alan oluşur. Klasik laparoskopik safra kesesi ameliyatında karında toplam üç veya dört tane küçük kesi (genellikle iki tane 10 mm’lik ve iki tane 5 mm’lik kesi)  yapılır. Buna karşın, tek kesiden yapılan laparoskopik (SILS, incision laparoscopic surgery) safra kesesi ameliyatında ise göbek içinde kalacak 15-20 mm’lik bir kesi yapılır ve tüm cerrahi aletler bu kesiden girilir. Hem klasik hem de tek kesiden yapılan laparoskopik ameliyatlar aynı zamanda robotik olarak da gerçekleştirilebilir. Karın şirildikten sonra, öncelikle kamera girilir. Günümüzde laparoskopik ameliyatlarda kullanılan kamera sistemlerinin çoğu yüksek çözünürlükte görüntü sağlamaktadır. Cerrah kameradan elde ettiği görüntü eşliğinde diğer laparoskopik aletleri kullanır ve ameliyatı gerçekleştirir. Açık cerrahiden farklı olarak, safra kesesi kanalı ve damarının kapatılması için genellikle metalik klipler kullanılır. Bu klipler titanyumdan yapılır; bu nedenle, hem MR (manyetik rezonans) görüntülemesi için engel oluşturmaz hem de güvenlik kapılarından geçişte sorun yaratmaz. Safra kesesi 10 mm’lik kesilerin birinden dışarı çıkartılır. Bunu kolaylatırmak için, steril ve sağlam bir torba içine alınan safra kesesinin içindeki safra boşaltılır ve büyük taşlar kırılır. Buna rağmen safra kesesi bu kesiden çıkartılamazsa, kesiyi bir miktar genişletmek gerekebilir.

Gerek açık gerekse kapalı ameliyatta bazı durumlarda karnın içine “dren” adı verilen bir tüp yerleştirilmesi gerekli olabilir. Dren yerleştirilmesindeki amaç, ameliyat sonrasında sızabilecek kan ve safra gibi sıvıların karın dışına alınması ve böylece bu sıvıların karın içinde birikmesini önlemektir. Ameliyat sonunda kesiler kapatılarak ameliyata son verilir.

 

Safra kesesi ameliyatında çıkartılan safra kesesi ve safra taşları ne yapılıyor?

Tercihen safra kesesinin içi açılmaksızın ve içindeki safra taşları çıkartılmaksızın, bir bütün halinde çıkartılması tercih edilir. Ancak, bu her zaman mümkün olmaz. Ameliyat sonunda, çıkartılan safra kesesi ve safra taşları özel bir solüsyonla dolu bir kaba yerleştirilerek patoloji bölümüne yönlendirilir. Zaten, temel bir kural olarak, cerrahi yolla çıkartılan her doku patolojik incelemeye gönderilir. Patoloji bölümünde bu parçalar incelemeye alınır ve hastalığın nihai tanısı konur.

 

Safra kesesi ameliyatı ne kadar sürer?

Daha önce bahsettiğim üzere, her ameliyatın belli aşamaları vardır: Hastanın ameliyathaneye indirilme süreci, ameliyat öncesi hazırlıkların yapılma süreci, anestezi (narkoz) süreci, cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç, hastanın uyandırılma süreci, derlenme süreci, hastanın yeniden yatağına alınma süreci. Bu süreçlerin herbiri hastadan hastaya ve ameliyattan ameliyata farklılık gösterir. Ancak, bu süreçler içinde belki de en değişken olanı cerrahi işlemlerin yapıldığı süreçtir; zira, bir safra kesesi ameliyatında bu süreç 15 dakika gibi kısa bir zaman da alabilir, dört saat gibi uzun bir süre de. 

Sıkıntılı ve istisnai durumlar haricinde, kapalı yöntemle yapılan bir safra kesesi ameliyatında cerrahi işlemlerin yapıldığı süreç ortalama 30 dakika ve toplam süreç 60-90 dakika civarındadır. Ancak, yukarıda da belirttiğim üzere, ortalamadan sapmalar sıkça meydana gelir. Ek olarak, hastanın ameliyathanede kaldığı sürenin verilen  bu ortalama sürelerin üstüne çıkması mutlaka ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. 

 

Safra kesesi ameliyatından sonra çok iz kalır mı?

Ameliyattan sonra ne kadar iz kalacağını belirleyen hastaya ait ve işleme ait birçok unsur vardır. Hastanın alışkanlıkları, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve bünyesel özellikleri gibi unsurlar yara iyileşmesini olumsuz yönde etkileyebilir. İşleme ait unsurlar arasında en önemlileri ameliyatın hangi yöntemle yapıldığı ve enfeksiyon gelişip gelişmediğidir. Örneğin, açık yöntemle yapılan safra kesesi ameliyatlarından sonra belirgin ölçüde daha büyük bir yara izi kalır.

Bir resim bin kelime anlatır; o yüzden size açık ve farklı kapalı yöntemlerle yapılan safra kesesi ameliyatları sonrası oluşan yara izlerine örnek teşkil edecek resimler sunuyorum ve takdiri size bırakıyorum.

 

Ameliyat sırasında ve sonrasında hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

Safra kesesi ameliyatları sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek sorunlar üç ana başlıkta değerlendirilir:

Anestezi (narkoz) uygulamasına bağlı ortaya çıkabilecek sorunlar tüm anestezi alan hastalarda görülebilen sorunlardır. Bu konuda çok söz söylemek istemiyorum; zira, bunlar Anestezi hekimi tarafından size ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

Karın cerrahisi yapılan tüm hastalarda ortaya çıkabilecek genel sorunlar şunlardır:

  1. Cerrahi işlemin yapıldığı anatomik bölgelerin herhangi birinde ameliyat sonrasında enfeksiyon gelişebilir. Buna “cerrahi alan enfeksiyonu” adı verilir. Cerrahi alan enfeksiyonu gelişmesi halinde uzun süreli antibiyotik tedavisi, uzun süreli yara bakımı, ek bir radyolojik veya cerrahi girişim gerekliliği doğabilir.
  2. Cerrahi işlemin yapıldığı anatomik bölgelerde ameliyat sırasında veya sonrasında kanama meydana gelebilir. Özellikle kapalı yöntemle ameliyat edilen hastalarda, nadir rastlanmakla birlikte, kesi yerlerinden ciddi kanama meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu durum özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda daha sıktır. Kanamanın ameliyat sonrasında ortaya çıktığı hastaların yeniden acil olarak ameliyata alınması gerekebilir.
  3. Ameliyat sonrasında yaranın herhangi bir katmanında kısmi veya tamamen ayrışma meydana gelebilir. Geç dönemde kesi yeri fıtığı oluşabilir ve bu nedenle hastanın ameliyat olması gerekebilir.
  4. Tüm karın ameliyatlarında olduğu gibi, bağırsaklarda ameliyat sonrası dönemde bir felç hali gözlenebilir. Bu durum bazı hastalarda günlerce sürebilir. Hastalar buna bağlı olarak bulantı, kusma ve şişkinlikten şikayetçi olabilirler. Ağızdan beslenmeye başlanmasında gecikme, burundan mideye yerleştirilen tüpün uzun süreli tutulması gibi durumlar söz olabilir.
  5. Anestezi ve ameliyatın etkisi ile akciğerlerin bir kısmı veya bütünü sönebilir. Bu durum akciğer enfeksiyonu gelişimine zemin hazırlayabilir. Akciğer enfeksiyonu gelişmesi halinde uzun süreli antibiyotik tedavisi, solunum fizyoterapisi gerekli olabilir. Bazı ciddi olgularda yoğun bakım desteği ve solunum desteği gerekebilir.
  6. Ameliyatın kalbe getirdiği yük nedeniyle hasta ameliyat sırasında veya sonrasında kalp krizi geçirebilir. Bu durum genellikle altta yatan aşikar veya bilinmeyen bir kalp hastalığı olan kişilerde görülür.
  7. Ameliyat sonrasında bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşabilir. Bu pıhtılar bacaktaki toplardamarları tıkayarak bacakta ağrı ve ödeme neden olabilir. Ayrıca, bu pıhtılar koparak kan akımına karışıp, akciğer damarlarını tıkayabilirler. Bu durumda, uzun süreli veya ömür boyu kan sulandırıcı tedavi yapılması, acil anjiyografik veya cerrahi müdahale uygulanması gerekebilir. Üstelik, bunlar, sorumlu hekimin bu sorunu engellemek amacıyla uyguladığı önlemlere (kan sulandırıcı ilaçlar, varis çorabı, havalı çorap, vs.) rağmen meydana gelebilir.
  8. Ameliyat öncesinde, sırasında veya sonrasında damarlara takılan kateterler çeşitli sorunlara yol açabilir. Kol ve bacaklardaki damarlara takılan kateterler damar iltihaplanmasına neden olabilir. Büyük damarlara kateter takılması sırasında komşu damar veya akciğer yaralanması meydana gelebilir. Bu durumda, acil anjiyografik girişim, acil ameliyat veya göğüs boşluğuna tüp takılması gerekebilir. Damarlara takılan kateterler ameliyat sonrasında enfekte olabilir. Bu durumda, uzun süreli antibiyotik tedavisi gerekli olabilir.
  9. Ameliyat sırasında veya sonrasında takılan idrar sondası idrar yolu şikayetleri veya enfeksiyonuna yol açabilir.
  10. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan yara ve akciğer komplikasyonlarına genel olarak şişman hastalarda ve tütün ürünleri kullanan hastalarda daha sık rastlanır.
  11. Ameliyat sonrasında herhangi bir dönemde karın içinde yapışıklıklar ve buna bağlı bağırsak tıkanıklıkları meydana gelebilir. Bu durumda bazen yeni bir cerrahi girişim gerekli olabilir.
  12. Yukarıda belirtilen komplikasyonlar, erken ve uygun tedavi yapılması durumunda dahi, oldukça nadiren olsa da ölümcül olabilir.

Safra kesesi ameliyatına yani kolesistektomiye özgü olan sorunlar ise şöyle özetlenebilir:

  1. Ameliyatta safra yollarında yaralanma meydana gelebilir. Bu yaralanma ameliyat sırasında veya sonrasında fark edilebilir. Ameliyat sırasında fark edilen safra yolu yaralanmaları, tipine göre, kapalı veya açık yöntemle onarılabilir. Ancak, bazı yaralanma tiplerinin tedavisi için sorumlu cerrahın safra yolları cerrahisi konusunda belli bir tecrübeye sahip olması gereklidir. Sorumlu cerrahın yeterli tecrübeye sahip olmadığı veya nadir bazı tıbbi durumlarda safra yolu yaralanması ameliyat sırasında fark edilse dahi safra yolu yaralanmasının onarımı ikinci bir seansa bırakılabilir. Bu durumda, ameliyat bölgesine bir tüp yerleştirilerek safra geçici olarak karın dışına alınır.
  2. Safra yolu yaralanması ameliyat sırasında fark edilmeyebilir ve ameliyat sonrasında hasta henüz hastanede yatarken veya taburculuk sonrasında ani gelişen sarılık, dren tüpünden (eğer varsa) safra gelmesi, karın içinde apse veya yaygın iltihaplanma gelişmesi, karında safra birikmesi sonucu gelişen şişkinlik ve diğer karın şikayetleri ile kendini belli eder. Bu durumda, eğer  mevcut ise karın dreninin uzun süreyle yerinde tutulması ve eğer mevcut değil ise radyolojik veya cerrahi olarak karın boşluğuna dren tüpü yerleştirilmesi gerekebilir. Bu durumda, safra yolu yaralanmasının onarımı genellikle daha ileriki bir zamana ertelenir. Safra yolu yaralanmaları, ameliyat sırasında veya sonrasında fark edildiğinde, tedavi seçenekleri bellidir: beklentisel tedavi, endoskopik tedavi, radyolojik tedavi ve cerrahi tedavi. Safra yolu yaralanmalarının hatrı sayılır bir kısmı büyük boyutta bir girişimi gerektirecek ölçüde ciddidir. Bu yaralanmalar uygun şekilde onarılsa dahi hastanın yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkide bulunabilir.
  3. Ameliyat sırasında veya sonrasında ameliyat bölgesinde ciddi bir kanama meydana gelebilir. Bu durumda, yeni bir acil ameliyat ve kan nakli söz konusu olabilir.
  4. Ameliyat sırasında safra kesesi delinebilir ve safra veya safra taşları karın içine yayılabilir. Safra taşları karın içinde bulunamayabilir veya gözden kaçabilir. Oldukça nadir olmakla birlikte, karın içinde kalan safra taşları karın içinde apse gelişimine neden olabilir. Bu durumda, acil bir radyolojik veya cerrahi girişim söz konusu olabilir.
  5. Safra kesesi ve safra yolları anatomisinin yeterince aydınlatılamadığı durumlarda, kapalı yöntemden açık yönteme geçilmesi gerekebilir. Bu durumda, karnın sağ üst kısmında veya karnın üst orta kısmında bir kesi yapılarak karna ulaşılır. Açık yönteme geçilse dahi safra yolları anatomisi net olarak tanımlanamayabilir ve bu durumda safra kesesinin kısmen çıkartılması veya ileri bir işleme girilmeksizin ameliyata son verilmesi söz konusu olabilir.
  6. Ameliyat öncesi tetkiklerinde veya ameliyat sırasında safra yollarında taş olduğuna dair şüphe olan veya safra yolları anatomisinin net tanımlanmak istendiği hastalarda ameliyat sırasında safra yolları görüntülemesi gerekebilir. Bu amaçla, ameliyat sırasında safra kesesinden veya safra kesesi kanalından safra yollarına kontrast madde verilerek safra ağacının rontgeni çekilir. Bu işlemin ciddi bir yan etkisi yoktur. Ancak, bu görüntülemeye rağmen safra kanalındaki taşlar gözden kaçabilir veya safra yolları anatomisi net olarak tanımlanamayabilir. Safra kanalında taş saptanan hastalarda, eğer ameliyat öncesinde bu konu tartışılmışsa, ana safra kanalı açılarak safra kanalları temizlenir ve gereği halinde ana safra kanalına bir dren yerleştirilir. Bu işlem için bazen açık yönteme geçilmesi gerekebilir. Bu durumun ameliyat öncesinde tartışılmadığı hastalarda ek bir işleme girişilmez.
  7. Ameliyat sırasında karaciğer dışı karın içi organlarda yaralanma meydana gelebilir. Bu durum ameliyat sırasında veya sonrasında fark edilebilir. Eğer bu durum ameliyat sırasında fark edilirse, yaralanan organ tamir edilir ancak bunun için açık yönteme geçmek gerekebilir. Sindirim sistemi dışındaki organların yaralanması halinde ilgili branşın hekimleri ameliyata dahil olabilir. Eğer yaralanma ameliyat sonrasında bazı klinik bulguların ortaya çıkması ile kendini belli ederse, yeni bir ameliyat gerekli olabilir. Bağırsak yaralanması durumunda, yaralanan bağırsağın geçici olarak karın dışına alınması gerekebilir.
  8. Yukarıda belirtilen komplikasyonlar, erken ve uygun şekilde tedavi edilse dahi, ölümle sonuçlanabilir.

 

Ne dediğinizi duyar gibiyim: “Yazının başlangıç kısmında korkmanıza gerek yok dedi, şimdi de ölüme kadar varan sorunlar olabileceğini söylüyor”. Haklısınız ama terazinin kefesine konduğunda hem tıbbi hem de istatistiksel açıdan ameliyatın faydaları risklerinden ağır basıyor (tabii eğer ameliyat için net bir gerekçe mevcutsa). Gerçekten de, yukarıda saydığım sorunların ortaya çıkma olasılığı oldukça düşük ve bunların ölümle sonuçlanma olasılığı ise ileri derecede düşüktür. Örneğin, safra kesesi ameliyatına bağlı en ciddi ve en korkulan sorun olan safra yolu yaralanmasının oranı %0.5'ten daha düşük, diğer bir deyişle safra kesesi ameliyatı olan bin kişiden en fazla beşinde safra yolu yaralanması ortaya çıkıyor. 

 

Safra kesesi ameliyatı olduğum gün beni hangi sıkıntılar bekliyor?

Anestezinin (narkozun) etkisinden çıktığınız zaman sizi normal yatağınıza alacaklar. Anestezi uzmanı ameliyat bitiminde size güçlü bir ağrı kesici uygulayacağı için bu işlemler sırasında ciddi bir ağrınız olmayacaktır. Daha sonra sorumlu hemşire size düzenli aralıklarla ağrı kesici, bulantı giderici, vb. ilaçlar uygulayacaktır. Ameliyat sırasında sürekli aynı pozisyonda durduğunuz için, özellikle de ameliyat uzun sürerse, bazı bölgelerinizde kas-kemik-eklem ağrıları olabilir ancak bunlar çok kısa sürer ve ağrı kesicilere çok iyi yanıt verirler. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlardan sonraki 24 saat çekilen sıkıntılar, en karamsar haliyle, grip gibi bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirken çektiğiniz sıkıntılar kadardır. Eğer ameliyatta her şey yolunda gitmişse, bulantısı olmadığı takdirde hasta ameliyattan 2-3 saat sonra sıvı gıdalar almaya başlayabilir. Açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra ise, ağrı biraz daha belirgin olabilir ancak ağrı kesicilere iyi yanıt verir. Yine, bağırsak hareketlerinin başlaması ve bulantı hissinin geçmesi açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra biraz daha vakit alır.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra ne zaman hareketlenebilirim?

Safra kesesi ameliyatı laparoskopik (kapalı) yöntemle yapıldı ise, ameliyatın bitiminden birkaç saat sonra gündelik zaruri ihtiyaçlarınızı (yürümek, yemek yemek, tuvalete gitmek) yerine getirebilirsiniz. Bu süre açık ameliyatlardan sonra biraz daha uzun sürebilir.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra ne zaman normal beslenmeye geçebilirim?

Aslında ameliyatın ertesi gününde dahi normal beslenmeye geçebilirsiniz. Ancak, bazı kişilerde bu durum ciddi rahatsızlık yaratabilir. Bu sorun açık yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra daha belirgindir. Bu nedenle, en azından 48-72 saat boyunca ağır yemeklerden kaçınmanız önerilir. Bu konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki “Safra kesesi ameliyatı yaşam kalitemi nasıl etkiler?” ve “Safra kesesi ameliyatından sonra yemek konusunda nelere dikkat etmeliyim?” sorularının cevapları içinde bulabilirsiniz.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra ne zaman duş alabilirim?

Ameliyattan sonraki 48. saatin sonunda,  sorumlu hekim aksi yönde bir bilgi vermediği sürece, duş almaya da başlayabilirsiniz. Duş alırken yara yerlerine su değmesinde veya yara yerlerini sabunla nazikçe ovalamanızda herhangi bir sakınca yoktur ancak kese veya tırnak ile temizlik yapmamalısınız.

 

Safra kesesi ameliyatı sonrasında taburculuğu takiben yeniden hastaneye başvurmamı gerektiren durumlar neledir?

Bu anlamda sizi uyarması gereken belirti ve şikayetleri hekiminiz taburculuk öncesi size anlatacaktır. Bunları şöyle özetleyebiliriz;

Bu liste daha da genişletilebilir ancak en sık görülen ve en ciddi olan durumlar bunlardır. Bunlar dışında da olsa sizi rahatsız eden en ufak bir sorun olduğunda dahi hekiminize danışmanız doğru olacaktır. Ayrıca, bu durumlardan herhangi birinin varlığı mutlaka bir sorun olduğuna işaret etmez ancak olası sorunlar açısından daha erken davranılmasını sağlar.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra dikişlerimi ne zaman aldırmalıyım?

Eğer yara kendiliğinden eriyen iplerle dikildi ise, dikişleri aldırmanız gerekmez; zira; bu ipler ya dışarıdan görülmezler ya da görünüyorsalar dahi 10. gün civarı kendiliğinden düşerler. Eğer yara kendiliğinden erimeyen iplerle dikilmişse, dikişler genellikle ameliyattan sonraki 7.-10. günler arasında alınır. Dikişlerin ne zaman alınacağı konusunda sorumlu hekim farklı bir öneride bulunabilir. Örneğin, yaranın yeterli iyileşmediği durumlarda dikişleri daha geç alabilir veya apse oluşması halinde dikişleri daha erken alıp yarayı açık bırakabilir. Son olarak, bazı hastalar dikiş aldırmak için birkaç gün gecikince aşırı derecede endişelendikleri iyi bilinir. Bu yersiz bir endişedir. Birkaç gün gecikme ile ciddi bir sorun oluşmaz. Ancak, bu süre uzadıkça kötü yara izi kalması ve dikiş hattında küçük apseler oluşması riski giderek artar.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra ne zaman normal hayatıma dönebilirim?

Laparoskopik ameliyatlardan sonra hafif fiziksel aktiviteler (yürüyüş, merdiven çıkma gibi) birinci haftanın sonunda rahatlıkla yapılabilir. Ancak, birinci ayın sonuna dek ağır fiziksel aktivitilerden (mekik çekme, ağırlık kaldırma gibi) uzak durmak gerekir.

Açık yöntemle yapılan ameliyattan sonra ise iyileşme ve normal yaşantıya dönüş süresi nispeten daha uzundur. Yara bölgesinde ağrıyı tetiklediği için günlük olağan faaliyetlere geçmek günler alabilir. Ancak, yarada sorunsuz iyileşme olsa dahi, ağır fiziksel aktivitelerden 3-6 ay süre ile uzak surmak gerekir.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra yemek konusunda nelere dikkat etmeliyim?

Safra yapımından sorumlu olan organ karaciğerdir. Safra kesesi, karaciğer üretilen safrayı depolama ve safraya kıvam verme görevini üstlenir. Dolayısıyla, safra kesesi ameliyatından sonra da safra yapılmaya ve onikiparmak bağırsağına akmaya devam eder. Ancak, depo ortadan kalktığı için tabiri caiz ise safra “akmaz, damlar”. Takiben, genellikle safra yollarında zaman içinde bu duruma uyum sağlamak amacıyla bir miktar genişleme meydana gelir.

Safra kesesi ameliyatından sonra sıklıkla yaşam kalitesinde belirgin bir düşme meydana gelmez. Bazı kişiler hiçbir değişiklik hissetmezken, diğer kişilerde değişen derecelerde hazımsızlık belirtileri (üst karın ağrısı, şişkinlik, vb.) orataya çıkar. Hazımsızlık belirtileri herhangi bir gıda ile tetiklenebilir ancak genellikle tetikleyici gıdalar yağ içeriği belirgin olan gıdalardır. Hazımsızlık şikayetleri genellikle 3-6 aylık bir süre içinde hafifleyerek ortadan kalkar. Ne yazık ki, safra kesesi ameliyatı olan bireylerin bir kısmında bazı besinler yıllarca veya ömür boyu hazımsızlığa yol açabilir ancak bu kişiler oldukça küçük bir azınlığı oluşturur.

Benim nacizane kanaatime göre, bu konu fazlasıyla abartılan bir konu; zira, karşılaşacağınız en ciddi şey bir süre hazımsızlık çekmek. Birçok kaynak ve hekim farklı görüşler sunsa da (ki bunlarla ilgili hiçbir ikna edici kanıt olmadığı halde), bu durum kişiden kişiye ciddi farklılık gösteriyor. Bir tarafta beş tane yumurta kırıp yiyenler, yağlı kızartmaları gönül rahatlığıyla tüketenler varken, diğer tarafta bu besinlere veya diğer bazı besinlere karşı aşırı hassas olduğunu söyleyenler var. Dolayısıyla, safra kesesi ameliyatlarından sonra herhangi bir diyet önerisinde bulunmak için elimizde hiçbir kanıt yoktur. Kısacası, denemeden hangi besinlere hassas olduğunuzu anlamak mümkün değildir.

 

Safra kesesi ameliyatından sonra düzenli kontrol gerekli midir?

Genellikle hayır. Safra kesesi ameliyatının sadece safra kesesinde sınırlı safra taşları için yapıldığı kişilerin ameliyattan sonraki iyileşme döneminden sonra sadece bu açıdan tıbbi kontrol altına girmeniz gerekmez. Ancak, bazı durumlarda (eşlik eden hastalıklar, şüpheli bulgular) sorumlu hekim belli aralıklarla kontrole gelmenizi önerebilir.

 

Safra kesesi ameliyatı olmadan önceki şikayetlerim aynı şekilde devam ediyor; bu normal mi?

Hayır. Biz bu duruma tıp dilinde “postkolesistektomi sendromu” diyoruz. Peki nedir bu postkolesistektomi sendromu? Şu senaryoya verilen isimdir: Bir hasta hazımsızlık veya üst karna ait şikayetlerle hekime başvurur; hekim bazı tetkikler ister; tetkiklerde safra kesesi taşları tespit edilir; hekim hastaya safra kesesi ameliyatı önerir; hasta ameliyat olur ve kısa bir süre şikayetlerinde düzelme olur ancak daha sonra aynı şikayetler yeniden başlar.

Üst karında yerleşik organların hepsi benzer şikayetlere yol açabilir ve bazen hekim bu şikayetlerin hangi organ kaynaklı olduğunu net olarak ayırt edemeyebilir. Bu tip şikayetlerle başvuran hastalarda en sık tercih edilen incelemeler karın ultrasonu ve mide endoskopisidir. Endoskopinin aksine, ultrason kolay ulaşılabilir, düşük maliyette, kişiye ciddi bir rahatsızlık vermeyen ve herhangi bir yan etkisi olmayan bir incelemedir. Bu nedenle, hastalar sıklıkla ultrason yaptırmakla yetinirler. Ne yazık ki, ultrason boşluklu organları (mide, onikiparmak bağırsağı, ince ve kalın bağırsak) değerlendirmede yetersiz kalır. Ultrasonda safra kesesi taşları görülünce şikayetler buna atfedilir ve hastaya ameliyat önerilir. Oysa, bu safra kesesi taşları tamamen masumdur ve incelemeler sırasında tesadüfen saptanmıştır, şikayetlere yol açan aslında başka bir hastalıktır. Bu durumda, hasta safra kesesi ameliyatı olsa da şikayetleri düzelmez.

Peki en sık hangi hastalıklar bu duruma yol açar? Bahsettiğim üzere, en sık nedenler üst karında yerleşik organlara ait hastalıklardır. Bunlar şöyle özetlenebilir:

Peki bu durum ön görülebilir ve önlenebilir bir durum mudur? Bazen. Tipik şikayetleri olan ve ultrasonda safra kesesi taşları olan her hastada endoskopi ve diğer bazı ileri incelemeler rutin olarak yapılmaz. Eğer hastanın hikayesinde şüpheli noktalar varsa, hekim ileri incelemeye gerek görebilir. İleri inceleme içinde endoskopi, tomografi, manyetik rezonans ve diğer bazı tetkiler yer alır. Eğer safra taşları dışında bir hastalık saptanırsa, tedavi planı saptanan hastalığa göre yapılır.

 

Son Söz

Safra kesesinin selim hastalıklarında altın standart tedavi kolesistektomi yani safra kesesinin cerrahi yolla çıkartılmasıdır. Kolesistektomi işleminde de altın standart yöntem laparoskopik yani kapalı yöntemdir. Safra kesesi ameliyatı olan hastaların oldukça büyük bir kısmı hiçbir ciddi sorunla karşılaşmaz. Ancak, ameliyatın kapalı yapılması ve sonuçlarının çoğu zaman mükemmel olması, her safra taşı veya safra kesesi polipi olan kişiyi ameliyat etmek için uygun ve yeterli bir gerekçe değildir.